Türk olmak;gurur duymaktır, şanlı bir tarihe sahip olduğun için Türk olmak;tüyleri diken diken olmaktır İstiklal Marşını Dinlerken Türk olmak;Bayrağını kutsal saymaktır.Milletçe gözyaşı dökmektir şehitlerine Türk olmak;Ben Türküm diyebilmektir.Yüce Türk Milletinin bir par
çası olmaktır. Türk olmak;Bir insanın başına gelebilecek En Güzel Şeydir.
BU ULVİ DAVA İÇİN CANLARINI FEDA EDEN TÜM ŞEHİTLERİMİZİN
RUHLARI ŞAD OLSUN
MEKANI CENLET OLSUN
PEYGAMBER EFENDİMİZE KOMŞU OLSUNLAR
MEKANLARI CENLET OLSUN
Selçuk Duracık ve Halil Esendağ... Sizleri Asla Unutmayacağız... Onlar dava adamıydılar. Ruhlarını İslamiyetin ve Türklüğün potasında eritip, bu yola bütün varlıklarını adamışlardı. İnsanlığın kurtuluşu için Nizam-ı Alem ülküsünü, sadece Türk Milleti'nin gerçekleştireceğine inanmışlardı. Sızlayan yaraları değil, Türk'ün kara bahtıydı. Dökülen temiz kanlarıyla, kara talihimize ışık tuttular. Yüce Milletimizi küresel güçlerin kölesi yapmayı kendine ideal olarak benimsemiş, sözde emperyalizm karşıtlığı güdüp, bir taraftanda onların kucaklarına oturan malum çevreler şunu iyi bilsinki; bu tapraklarda İslam güneşi hiç sönmeyecek. Mücadelemiz içinde bulunduğunuz ihanet zincirinizi kırana kadar, emperyalistlerin düzenleri başlarına yıkılana kadar sürecektir. Unutmayın ki Aziz Şehitlerimizin kaldığı yerden devam eden, Şehadet şerbeti içmeyi Yüce Allah'tan gelen en büyük şeref sayan, 4500 Ülkü devini şehit vermiş bir davanın mensupları olan Alperen'ler bu sancağı hiç incitmediler, incitmeyecekler. Çağın gerektirdiği tüm bilgileri donanarak, ilim, irfan ve kültürlerini en iyi şekilde tanıyan, tüm fonksiyonlarını bu yola yani Nizam-ı Alem ülküsüne göre şekillendiren Alperen'ler hedeften zerre taviz vermeden yola devam etmektedirler.
19 MAYIS, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DOĞUM GÜNÜDÜR Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayınladı.
BBP lideri Yazıcıoğlu, mesajında şunları kaydetti:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a adım atarak başlattığı kurtuluş ve istiklal mücadelemiz, Anadolu’da milletimizin desteğini de alarak büyümüş ve milletimizin top yekûn katıldığı Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla taçlanıp hedefine ulaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, ülkenin ve milletin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmasının yegâne yolunu ‘Anadolu’nun harekete geçirilmesi’ olarak erken teşhis eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, padişahın geniş yetkilerle donatıp askeri müfettiş olarak görevlendirmesiyle Anadolu’ya geçmiş ve kutlu mücadelenin kıvılcımını 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakmıştır. Anadolu insanı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı kurtuluş mücadelesinde her türlü fedakârlığa katlanmıştır. Aziz Milletimiz, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle örgütlenerek ülkenin her köşesinde işgalcilere karşı mücadele etmiş ve bir nevi ölüm kalım savaşı vererek bütün dünya tarafından takdir edilen bir Büyük Zafer’e imza atmıştır. Vatan toprakları düşman işgalinden kurtarıldıktan sonra milli iradeyi temel güç olarak benimseyen Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur.
Kurtuluş Savaşı milletimizin var olma mücadelesi, Türkiye Cumhuriyeti ise dirilişin sembolü olmuştur. 19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğu kadar Türkiye Cumhuriyeti devletinin de doğum günüdür. Türkiye Cumhuriyeti, aziz milletimizin ateşten gömlek giydiği zor yıllarda 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlayarak verdiği destansı mücadelenin kutlu bir sonucudur.
Milletimizin ve devletimizin yıkılıp parçalanmasını isteyen şer odakların bugün de süren sinsi ve kirli oyunlarını bozmak, 19 Mayıs’ta Samsun’dan başlayarak verilen şanlı mücadelenin ruhunu her daim 19 Mayıs 1919’da başlayan milli mücadeleyle aziz milletimiz, birlik ve beraberlik içinde bütün dünyaya karşı büyük bir zafer kazanmış ve hürriyetini hiçbir şeye değişmemiştir. Bugün de aynı birlik ve beraberlik içinde olduğumuz müddetçe düşmanlarımızın sinsi ve kirli oyunları hep karşılıksız kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu devleti kuran güç milli mücadele ve milli iradedir. Bugün ve bundan sonra da devletimizi yaşatacak ve büyütecek yegâne kuvvet yine milli irade olacaktır.
İnsana hizmet odaklı bir düşünceyle yürüttüğümüz siyasi mücadelemizde devletimizin ve milletimizin alnı ak, başı dik, sırtı pek olması en büyük idealimizdir. Tarih şuuruna sahip, milli ve manevi değerlerini koruyarak bunu nesilden nesle aktarmayı başaran milletler ancak tarihin sonuna kadar var olmayı başaracaklardır. Dünya medeniyet tarihine attığı altın imzaları bütün insanlığın malumu olan Büyük Milletimiz, bugün de kendi öz benliğini koruyarak küresel gelişmelere gözlerini açacak ve milli onuruyla ‘Büyük Türkiye’ idealine kavuşup, tıpkı geçmişte olduğu gibi ‘yüce medeniyet’ örneğini tüm insanlığa hediye edecektir.
Amacımız, milletimizi ve devletimizi yükseltmek olduğu kadar eşitlik, adalet, hoşgörü ve merhamet gibi değerleri kendine ilke edinen ‘yüce medeniyet’i yeniden kurarak insanlığın hizmetine sunmak ve yaşatmaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık istikbalini düşünerek, gençliğe milli şuur ve sorumluluk aşılamak, verilen mücadeledeki fedakârlık ve vatanseverlik ruhunu yeni nesillere aktarmak amacıyla 19 Mayıs’ın aynı zamanda Gençlik Bayramı olarak da kutlanmasını istemiştir ve aziz milletimizin ve güçlü devletimizin geleceğini gençliğimize emanet etmiştir. “Ey Türk Gençliği!” diye hitap ettiği gençliğimize birinci ve en önemli vazifesinin “Türk istikbalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet korumak ve yaşatmaktır” olduğunu söylüyor. Gaflet, dalalet ve ihanetlere rağmen bu yüce görevi yapmak için gerekli azmin ve karanlığın “damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu” söylüyor. Bu, Türk gencine, tam ve kesin inancın ifadesidir. Bu duygularla, aziz milletimizin mutlu ve güçlü geleceğini tesis edecek
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, "Türk Masonları'nın zaferi" diye nitelendirilen II. Abdulhamit'in tahttan indirilmesini kutluyor.
16 Mayıs 2008 20:42
Yazı boyutu seçiniz
Masonlar, II. Meşrutiyet'in ilanının 100. yılında 2008'i "hürriyet, eşitlik" yılı olarak ilan etmelerinin ardından konuyu şimdi de Avrupa Mason Buluşması'na taşımaya hazırlanıyor.
Vakit gazetesinin haberine göre, 2008 yılı ekim ayında İngiltere ve Belçika'da yapılacak Mason buluşmasında, Türkiye Masonları, Abdulhamit'in tahttan indirilmesinde rol oynayan ataları için bir anma töreni düzenleyecek. Törende II. Meşrutiyet'in nasıl ilan ettirildiği, ardından Abdulhamit'in tahttan nasıl indirildiği, 1909'da Türk Masonluğu'nun yasal zemine nasıl kavuştuğu anlatılacak.
YOĞUN LOBİ ÇALIŞMASI İÇİNDELER Avrupa Mason Buluşması adlı kuruluş, değişik fraksiyonlara (ritinlere) ayrılmış Avrupa Masonları'nın biraraya geldikleri çok özel bir platform durumunda. Platform komitesinde İskoç, İngiliz, Fransız ritinden üst düzey Masonlar bulunuyor. Platformun bu yılki gündemine II. Abdulhamit'in devrilmesi ve II. Meşrutiyet'in ilanının 100. Yılı çerçevesinde yapılacak etkinliklerin damgasını vurması bekleniyor. Organizasyonla ilgili program ve katılım formları Büyük Loca tarafından bütün Masonlara gönderilirken, "Türk Masonluğu'nun ayağa kalkışının 100. yılı anısına uluslararası etkinlikler düzenleneceği" belirtildi. "Avrupa Mason Buluşması Organizasyon Komitesi"nde yer alan Türk Masonları'nın girişimiyle alınan karar gereği, II. Abdulhamit dönemi, II. Meşrutiyet'in oluşum süreci, Masonların bu süreçteki oynadıkları rol ve Osmanlı'da masonik faaliyetler gibi çok kapsamlı çalışmalar yapılacak. Bunun için Türk Masonları'nın yoğun bir lobi çalışması içinde olduğu belirtiliyor. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, bütün bağlı kuruluşlarına II. Meşrutiyet'in 100. yıl kutlamalarının 2008 boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanması talimatı vermesinden sonra, ülke çapında çeşitli localar tarafından kutlama programları düzenlenmeye başlandı. Bu doğrultuda "Meşrutiyet defileleri", kitap tanıtımları, konferanslar ve benzer etkinlikler düzenlendi.
İTTİHAT TERAKKİ MASONİK BİR ÖRGÜTLENME Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, II. Abdulhamit'e karşı darbe yapan İttihat Terakki'nin masonik bir örgütlenme olduğuna dikkat çekerek, "İttihatçıların kökenleri Jöntürkler'dir ki; bunların ilk örgütlenmeye başladığı yer İngiliz sefaretidir. Talat Paşa ve Ahmet Rıza gibi önde gelen isimler Mason'du. Abdulhamit'e karşı gerçekleştirilen darbe İttihatçı-Mason-İngiliz işbirliğinin ürünüdür. Rıza Tevfik, hatıratında anlattıklarına göre darbeden sonra İngiliz sefaretinde teşekkür ziyaretinde bulunulmasını önerir" dedi. Arabacı, Abdulhamit'in Balkanlarda isyan başlatan ordu içindeki ittihatçı oluşumun darbe hazırlığında olduğunu fark ettiğini ve buna karşı 1876 Anayasası'nı yeniden yürürlüğe koyduğunu kaydederek, "Ancak darbecilerin asıl hedefleri bu değildi. İttihatçılar iktidarı ele geçirmek, İngilizler de tehdit İslâm birliği politikasıyla sömürgelerini sürekli tehdit eden Halife Abdulhamit Han'dan kurtulmak istiyorlardı. Bu amaçla tarihe 31 Mart Vakıası diye bilinen oyun sahnelenerek darbe gerçekleştirildi ve Abdulhamit Han başka yer kalmamış gibi Selanik'e götürülerek bir Yahudi'nin evine hapsedildi. Böylece Filistin'e karşı Osmanlı'nın tüm borçlarını ödeme teklifi yapan Siyonist Lider Theodor Hertzel'e 'Vatan parayla satılmaz' cevabının adeta intikamı alınıyordu." diye konuştu.
ABDULHAMİT SİYONİST DARBENİN KURBANI Doç. Arabacı, Abdulhamit'in nasıl bir Siyonist-Emperyalist darbenin kurbanı olduğunun 1917'de Theodor Hertzel ile İngiliz Dışişleri Bakanı Althur Balfour tarafından Filistin'de Siyonist İsrail devletinin kurulacağının deklare edilmesiyle ortaya çıktığını dile getirerek, "Abdulhamit Han'ın haliyle, ittihatçıların elinde devlet hızla dağılma sürecine girdi. Masonlar, elbette bunu kutlar. Bunların kutladıkları, Osmanlı'nın yıkılışı, bugün 60. yılını kutlayan Siyonist İsrail hançerinin saplanışı, Anadolu'nun çöküşü ve Osmanlı'nın çocuklarının borç batağında Batı'ya el açar duruma düşürülüşüdür" dedi.
GÜNEŞ BU DİYARDAN BİR BAŞKA DOĞAR ALPEREN BU;DÜŞMANI ÇELİK PENÇESİYLE BOĞAR GURURLANIN EY ANALAR;SEVİNİN EY BACILAR HER TÜRK ASKER DOĞAR İZMİR ALPERENLERİ VE ÜLKÜCÜLERİ BİNLERCE CANA KIYILDI ACISI YÜREĞİMİZDE SÖNMEZ ALPERENLERİN ANDI BU HESAP SORULMASA GÜLMEZ.DUYUN EY HAYİNLER;DUYUN HEY DÜŞMANLAR ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
BBP’YE YAPILAN SALDIRILARI KINIYORUZ Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Sekreteri Yalçın Topçu, (BBP) Güngören İlçe Teşkilatı binasına düzenlenen molotoflu saldırıyı kınadı. Son günlerde bazı basın-yayın organlarında çıkan asılsız, kin ve düşmanlık dolu haberlerin iftira ve karalama kampanyasına dönüştüğünü belirten Topçu, BBP Güngören İlçe Binasının tamamen yakıldığını açıkladı. Olayı tahrik olarak değerlendiren Topçu, saldırıyı BBP’ye yönelik karalama kampanyalarının bir sonucu olarak yorumladı. Ankara ve İstanbul Emniyet yetkililerinden alınan ön bilgi ile konunun üzerinde hassasiyetle durulduğunu öğrendiklerini kaydeden Topçu, olayın faillerinin en kısa zamanda yakalanacağına inandığını söyledi.
BBP Genel Sekreteri Topçu, bu girişimleri nefretle kınadıklarını belirterek, “Bu tür saldırılar BBP’yi demokratik mücadelesinden, hukuk zemininden kesinlikle saptıramayacaktır. BBP daima devletin, milletin birliğini, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edecek, bu yoldaki mücadelesinden kesinlikle sapmayacaktır. Partililerimizden ve mensuplarımızdan, sabırlı, metanetli ve sağduyulu olmalarını istiyor ve ne olursa olsun gereğini güvenlik güçlerine ve kanunlara bırakmalarını tekraren ısrarla hatırlatıyoruz” dedi. Hükümete ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a çağrıda bulunan Topçu, BBP’nin devlet ve millet düşmanlarının hedefi olduğunu belirterek, “Partimize ve mensuplarımıza yapılabileceğini düşündüğümüz bu tip saldırıların önleminin alınmasını, güvenlik tedbirlerinin artırılmasını talep ediyor, bir kez daha uyarıyoruz: BBP ve mensupları, Devlet ve millet düşmanlarının hedefidir. Şehirlerimizde ‘asayiş berkemal’ değildir, Maksat huzur ve geleceği karartmaktır. İktidar olmanın gereğini yapın. “
Topçu, şunları kaydetti: “Bölücü terör örgütü, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkin, kahredici yok etme operasyonlarından sonra şehir ve metropollere yayıldıkları, terörü şehirlerimize yaymayı hesapladıklarının bilgileri bize geliyor. Büyük Birlik Partisi mensupları, bin yıldır Anadolu rahminde tek yumurta ikizleri olmuş; Kürt-Türkmen, Çerkez-Laz, Arap-Gürcü, Alevi- Sünni, hep beraber Kurtuluş Savaşı vermiş bütün dünyaya Lozan’la meydan okuyup ‘işte biz Büyük Türk Milletiyiz’ diyerek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran neslin torunlarıdır. Alınlarında çamur, ellerinde kir olmayan Büyük Türk Milleti’nin Anadolu’nun dört bir yanında yaşayan evlatları için kurulan partimiz, Türkiye Devleti’nin ve Büyük Türk Milletinin düşmanları tarafından hedef seçilmiştir. Bu saldırıları yapanlar, Devletimizi ve milletimizi karanlığa, kaosa, anarşiye çekip istikrarı, kardeşliği, huzuru, Devletimizin ve milletimizin geleceğini yok etmek isteyen şer güçlerin provokatif eylemidir. Maksat camiamızı kargaşa ve kaosun ortağı yapmaktır. Hareketimizin bu işlerin acısını tecrübesiyle bilen, iliklerine kadar yaşayan mensupları asla bu oyunların tezgahların kahpe ve hain tuzakların tarafı olmayacaktır. Olaya güvenlik güçleri anında el koymuş, soruşturma başlamıştır. Görgü tanıkları bu saldırının 3 kişi tarafından yapıldığını ifade etmiştir. BBP olarak, faillerin bir an evvel bulunup adalete teslim edilmesini bekliyoruz. Buradan İçişleri Bakanımıza sesleniyoruz: şehirlerimizin sokaklarında, evlerinde, caddelerinde etkin güvenliği artırın, Devletin gücünü, düşmana şefkatini millete gösterin. Bu noktada AKP iktidarı ‘güvenlik’ hususunda bugüne kadar milletin gönlüne su serpememiştir, eksik kalmıştır. Kendilerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: görevinizi yapın. Devlet olmanın gereğini hükümet yapmalıdır.
Sakarya Türküsü İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir. Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat; Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne, Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur, Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan; Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an; Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna; Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya, Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su; Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..