Bir gün daha sona erdi.Sabah yüzümüze gülen güneş bile aldı başını gitti.Şimdi sadece yıldızlar kaldı gökyüzünde.Artık bir tek o var simsiyahlığın içinde; ve gözlerin... Onlarda yok olmuş, onlarda bırakıp gitmiş bizi.Kapkaranlık bir çölde hayal olmuş, kaybolmuş karanlığın derinliğinde.Kimbilir belki de umutlarımdı yok olan gözlerinle birlikte. Ve Gökyüzü... Karanlık...Birden bir çığlık koparıyor, ne olduğunu anlayamıyorum.Başımı kaldırıp yukarıya doğru ürkek bi bakış fırlatıyorum.O anda iri bir damlanın alnımı ıslatmasıyla kendime geliyorum.Bu gökyüzünün doğurduğu ilk yağmur damlası.Gürlemelerin ardı arkası kesilmiyor, toprak sancılı damlalar sıklaştıkça ıslanıyor, ıslandıkça kararıyor ve havaya güzel bir koku yayılıyor. Güneş... Çok geçmiyor aradan, güneş bütün güzelliğiyle karşıma çıkıyor.Birden daha ne olduğunu anlamadan sana ilişiyor gözlerim.Heyecanlanıyorum; toprak kokusu yerini hüzüne bırakıyor.Seni baştan başa süzmek istiyorum ama gözlerinde tıkanıp kalıyorum.Ve artık yanaklarından damla damla süzülen yaşları izliyorum.Utanıyorum kendimden, başımı öne eğiyorum. Ve Sen Gidiyorsun... Yorgun gözlerinle bana bir kez daha baktıktan sonra, arkanı dönüp hoşçakal diyorsun sanki.Gidiyorsun, öyle bir gidiyorsun ki ardında sadece bir çift yaşlı göz izliyor seni. Sen gittiğinde, sen kokan rüzgarlar bekledi seni önce.Sonra hüzün kokan bu mahzun gözler...Ama geri dönmedin sen.Bir Gidişle Gittin...