Hadi gözlerim ağla istiyorsan, ağla utanma olurmu
utanan o yaşları akıtanlar olsun.
utananlar denizlerini dalgalandıranlar, rüzgarını kasırgaya çevirenler olsun.
Ağla gözlerim utanma bük istiyorsan dudağınıistersen çığlık at avaz avaz kavganı yap hayatla.....
Ağla gözlerim utanmadan ağla utanan zalimler olsun.
Uçun kelebekler herkese İnat uçun
dağıtın kanatlarınızda sakladığınız mutluluk kokularını her yana.
Ben yakınlarınızdayım alırım o kokulardan bir pay elbet...
Bu gün bırakın ben kanatlarınızda o kokuların içinde kalayım, ağırlık yapacaksa gözyaşım kanatlarınıza....
işte sildim gözlerimi ve öğrettim kendime gözlerim yüreğimde ağlarken dudakta gülümsemeyi..
Sen istiyorsan ağla gözlerim utanmadannasıl olsa bunu bir ben bir sen bileceğiz.
Bir gözyaşı, gül mevsiminde güle karşı akarsa aşk olur adı;
sevgiyi damıtır en derin yerinden.
Suçlardan sonra tenha
gecelerde akarsa tevbedir adı gönülleri arıtır en kara kirinden.
Madem ki gözyaşı bir kutlu demdir,
elbette bir erdemdir.
Bir gözyaşı, bir cevherdir ateşten kaynayan ve alev gibi yanan.
Özü sudur ama avuçta bir yalım, gönülde bir yangın olur. Bir ateş düşünün, dumanı ah ile çıkar da külleri göz yaşına karışır ya…
Hayat bir mum alegorisidir hani, mumun başındaki yanış gözde yaş olur da gözyaşı alevle barışır ya…
Alev can ipliğini yakınca, acıdır ki, bedenini eritir de mumun, su ile alev birbiriyle yarışır ya…Aşıka göre cennet olur cinnet ve kendi gözyaşında boğulur akıbet…
Gözyaşıdır ki yıkayarak yakar, yakarak yıkar. Arıtır ve eriti; temizler ve gizler…Fazilettir, diyettir…Bu yüzden denir ki
gözyaşı yiğitler karıdır ve civanmertler vakarıdır.
Tohumu eken bilir,
Göz yaşın döken bilir,
Gül kadrin diken değil,
Çileyi çeken bilir. Ve ey gözyaşım,
Bulutuna sadık yağmurlar gibi gel, ve kadim bir dostu uğurlar gibi git…
Bir atımlık mesafede yalnızlığın kurşunlanan coşkusuyla gel, geleceği savaşa mecbur annelerin korkusuyla git…
Geceyi içine döken tomurcukların yeşiliyle gel; goncayı açılsın diye bekleyen bülbülün diliyle git…
Bülbülller konan dallarda yaprak gibi gel ve derinlerde bendini yıkan
bir ırmak gibi git.
Yalınkalem savaşlara meftun acılarla gel, pişmanlık dolu yüreklerden sancılarla git…
Ve ağlamaktan korkma gözüm!…