Title

body
 
SALİH CENGİZ TOPEL :: Profile (1280 views)
Status: MSN, logo çalarak efelik, yapanlar dünyanın en şerefsiz en beyinsiz insanlarıdır. - Comment »
http://tekbicak.hi5.com - Send it to your friends

Sex

Male

Birthday

January 1

Location

TÜRKÜN YAŞADIĞI HERYER, Turkey

About Me

http://groups.google.com/group/gokturkler4/web/haber?hl=t

HABER SİTEMİZE BU ADRESTEN ULAŞABİLİRSİNİZ

Interests

Favorite TV Shows

.
 
 

Journal

View All 218 Entries    Add Comment

Süngüler ilk amaca tam on dört günde vardı,
O gururlu alınlar yere düşüp yalvardı.
Yusuf Ziya ORTAÇ
Artık süngü yok, top yok tank yok!!
İki şey var İdareci dönmelerle Türk milletinin saflığı!!
Kürt geçinen ermeni asıllılarında kahpeliğini hesaba katarsanız kare
tamamlanmış oluyor!!
MEYDANLARDA 30 AGUSTOS NUTUKLARI ATANLARA BAKINCA İÇİM BURKULUYOR..
HALA İKİ YÜZLÜLÜKTEN VAZ GEÇMİYORLAR!!!
HANĞİ ZAFERİ KUTLADIKLARINI!!
HANGİSİNDEN BAHSETTİKLERİNİ DÜŞÜNDÜKÇE, ŞAŞKINA DÖNÜYORUM...
ACABA KARIŞ KARIŞ SATTIKLARI BİR VATANDAN'MI DİYE DÜŞÜNMEKTEN, KENDİMİ
ALAMIYRUM??
NUTUK ATMAYIN!!
BİRAZ UTANMA DUYGUSU, BİRAZ ARLANMA VARSA, İÇİNİZDE BUNLARA DAİR BİR
ŞEYLER KALMIŞSA!!
BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYORSUNUZ, BARİ UTANIN NUTUK ATMAKTAN VE TÜRK
İNSANININ GÖZÜNÜ BOYAMAKTAN BAŞKA NE YAPTINIZ??
HA BİR KAÇ ŞEY DAHA YAPTINIZ. SOYDUNUZ SATTINIZ İHANET ETTİNİZ
SATTIĞIMIZA BAKMAYIN BİZ MÜSLÜMANIZ DEDİNİZ!!
SATILMIŞ BİR VATANDA SİZ HANGİ ZAFER BAYRAMINDAN BAHSEDİYORSUNUZ BİRE
DALLAMALAR,
 
EY TÜRK HALKI!!!!
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,
memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar
gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidara sahipleri şahsi menfaatlerini,
müstevlilerin siyasi emelleriyle tehvit edebilirler.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Tanrı Türk'ü korusun
Mehmet dalmaz
 

Hotameter

View   

Loading application...
 

Comments

View All Entries

Leave a comment for SALİH CENGİZ TOPEL

Aug 31, 2008 4:52 AM
 
kardeşim msn adreslerini silersen sevinirim
 
Aug 27, 2008 1:36 AM
 

 
 
Aug 21, 2008 1:30 AM
 
"Bütün insanlar, bir toplumsal vücudun organlarıdır ve bu sebeple birbirine bağlıdır. M.K ATATÜRK
 
Aug 21, 2008 1:15 AM
 
MUT'A NİKAHI
( GEÇİCİ, SÜRELİ EVLİLİK )


İslamiyet'in ilk yıllarından kalan ve Şia'nın birçok mezhebinde ve Rafizilik'te halen uygulanan bir nikah şekli. Bazı kaynaklarda Acem nikahı ya da muvakkat nikah (geçici nikah) denir. Erkek, rızası olan bir kadınla belirli bir ücret karşılığında anlaşarak, belirli bir süreliğine evlenir. Muta nikahı, sünnilikte ve Anadolu Aleviliğinde uygulanmaz.


Tarihçe
İslam'ın ilk yıllarında, özellikle harp zamanlarında, uzun zaman kadınlardan uzak kalan as­kerler için muta nikahına izin verilmiştir. Sünni inanışına göre, Hayber Savaşı'na kadar mübah olan bu nikah Hazreti Muhammed (SAV) tarafından haram kılınmıştır.

Anlaşma şartları
Muta nikahında erkek ve kadın belirli bir süre ve ücret karşılığında anlaşırlar. Bu evliliğin süresi en az bir cinsel birleşme kadar, en çok 99 sene olabilir.

Kıyılışı
Erkek, rızası olan kadına, "Beni (…) (aylık) bir zaman için mutalandır" veya " (…) kadar para karşılığında seninle mutalandım" der. Muta nikahı ile evlenen kadın, nikahın süresi ne kadar olursa olsun mirastan hak iddia edemez.

Muta nikahı kıyan erkek, sonradan normal nikahın şartlarını yerine getirip bu kadını sürekli eş olarak olarak alabilir.

Sünnilik'te muta nikahına bakış
Sünni inanışına göre peygamber bu nikahı kesin olarak bunu yasaklamıştır ve Ashab'dan, tabiinden ve müçtehitlerden, bu tür nikahı kabul eden kimse yoktur.

Bir rivayete göre Ali bin Ebu Talib, İbn-i Abbas'a şöyle demiştir: "Resullullah muta nikahından ve ehil eşeklerin etlerini yemekten Hayber'in fetih günü bizleri men et­ti."

Sünni inanışına göre Muhammed, Evtas yılında (Mekke'nin fethi) muta nikahına üç defa ruhsat vermiş, sonra yasaklamıştı. Rivayete göre İslam peygamberi şöyle demiştir: "Ey insanlar, ben muta ni­kahı ile kadınlardan faydalanmanız için izin vermiştim. Şüphe yok ki Allah, kıya­mete kadar bunu muhakkak haram kılmıştır. Kimin yanında bunlardan bir kadın varsa hemen onu serbest bıraksın, onlara verdiği şeylerden hiçbir şeyi geri almasın."

Peygamber döneminde "faydalanmak" sözcüğünün evlenmek anlamında kullanıldığı belirtilir. Kuran'da da "faydalanmak" olarak geçen kelime bir çok İslam alimi tarafından evlenmek olarak izah edilmiştir.

Şiilik'te ve Alevilik'te muta nikahı
Şiiler ve Rafiziler muta nikahını uygularlar. Anadolu Aleviliğinde ve Şia'nın önemli kollarından biri olan Zeydiye mezhebinde muta nikahının batıl olduğuna inanılır.

Şiiler muta nikahı konusunda Nisa suresinin 24.ayetini delil olarak sunarlar. Bu ayet şöyledir: "(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
 
Aug 19, 2008 9:38 AM
 
selam SALİH . miss miss
 
Aug 17, 2008 1:37 PM
 
Photobucket. Photobucket
 
Aug 16, 2008 6:02 PM
 
Yetim büyüdü.

Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.

Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne;

"Harcamalarım
fazla değil, zira gelirim hep az." DİYORDU

Hastalandı, böbreklerinden.
Vuruldu, göğsünden.
Mesleğinden atıldı.
İdama çarptırıldı.
Kardeşleri öldü.
Çocuğu olmadı.
Boşandı.
Karaciğeri iflas etti.

Evet......................


Mustafa Kemal Atatürk bu...

Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın...

Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.

Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
ibaret değil çünkü...


Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.

İşte liste yukarıda..........

Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiş...

Bunu anlatın...........

Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın ..

Korkmasınlar engellerden.
Korkmasınlar yalnız kalmaktan.

Korkmasınlar işsizlikten...
Korkmasınlar parasızlıktan.
Korkmasınlar alçaklardan.
Korkmasınlar doğrulardan.

Yürek dediğin...
Sadece organ değil
Bunu anlayın !!!

AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasini protesto ediyoruz!!!-----------------------------------

Ulusal bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız bu elektronik postayı iletebileceğiniz kadar iletin !!!
------------------------------------------------


BİR ANI ...

İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler...........

Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün
kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını
yıkamaktadır.................

Yaveri; 'Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye böylesiniz?' der. "Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı
unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım'"der..

Yaveri; "Aman paşam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik" der,
ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; "Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi "....
 
Aug 16, 2008 6:40 AM
 
aslında AKP nin şu anda yaptığı budur. Aşık veysel şatıroğlu üstadımın Allah rahmet eylesin, KÜLTÜRSÜZ İNSANIN KÜLÜ YALANDIR.!!!dediği gibi, Ne kadar doğru. Kültürsüzler kültürlüye ders vermeye kalkıyor. Sonuç ortada vatan satılıyor.millet bölünüyor,haksızlar haklı,ha
klılar haksız duruma getiriliyor. Müslümanlık bumu?
Müslüman olan hatip; hem imam,hem savcı, hem hakim, olamaz!!! Dış devletlerle iyi dostluklar, kurabilmek için önce ülke içindeki dostluğu, perçinlemek lazım.ne demek halkın%47 bir tarafta %53 bir tarafta bana göre şu anda kültürü daha yüksek olan taraf %47 taraf olması gerekir ama tam tersi neden öyle, icraatlarından belli deyilmi? Peki halk sizi niye seçti bunlar kültürlüdür bunlar bizi fakirlikten kurtarır bizi aç bırakmaz diye seçti !!! sonuç bırakın karın doyurmayı üzerinde yaşadığın toprağı satıyor sahillerini satıyor!! Artık sende evinde , de leyende yüzersin. ATIP---- TUTUYOR--------- SANMAYIN!!!
TOPRAK satışında sınırlamayı Tayyip, kaldırdı. Bu ne demektir bir anlamda parası, olan daha çok toprak, alacak demektir. Türklerde para olmadığına göre,AVRUPALI------AMERİKALI alacak TARIMIDA-----TÜRK- KÖYLÜSÜNDEN----- ALACAKLAR nasıl alacaklar toprağını elinden alarak. Bizlerde, alırız abdesttimizi kılarız namazımızı.fransız,ingiliz ,hollanda,israillilerin tarlalarında gündelikle çapa çapalarız,amelelik yaparız. ATIYOR--- ZANNETMEYİN bunlar uzun sürmeyecek siz yeterki siz yolunuza DİN ---İMAN AYAKLARI İLE DEVAM EDİN,SEVGİLİ müslüman kardeşlerim arap yalellisi, ve hikayeleri dinlemeyi ihmal etmeyin
Netice: YA!! UYANACAKSIN--YADA-- TOPRAKSIZ--KÖLE-- OLACAKSIN-- SEÇ-- BEYEN-- AL—KARAR-- SENİN!!
---salih cengiz---T-- yazının SONU.
 
Aug 15, 2008 12:21 PM
 
sağ olsun başbakan R.T.E.Bunların daha çok turkiyeden toprak alabilmeleri için TEMMUZ 2008-DE toprak alan yabancılardan sınırlama olayını kaldırdı. yani isteyen yahudi dahil her yabancı, sınırsız toprak alabilecek.buda mantığa –AYKIRI, bir şey ama türk milletinin tersine. Dinimizi alamadı derken şimdilik 10.000 kadarcık türk gencini dinlerine dahil etmişler çokmu canım, hem hırıstıyanlık, musevilikte Allahın dini değilmi? doğru söylüyorsunda? ozaman islam, dinini yüce rabbim, niye gönderdi? yedekte beklesin diyemi?
TÜRKLERİN, DAHA DOĞRUSU TÜRKİYEDEKİ TÜRKLERİN ARASINDA, DOSTLUK AZALIYORMU???
Bana göre evet hemde %53 karşı %47 bu bir uçurumdur. VAHİMDİR çok tehlikelidir. GÖRMEYEN VARMI???
Düşüne biliyormusunuz %53 aklın yoluyla %47 nakil yoluyla hareket ediyor ve ısrarla dalaletini savunuyor neden çünkü uyuşturulmuş karşısındakınınde müslüman olduğunu dinimize göre insanlar, arasında üstünlük, olmadığını bile bile, ben üstünüm diyor. ve bunlar yahudiye, toprak satıyor.işte bunlarda akıl var ama mantık yok!!! O yüzdendirki anayasa mahkememize paşalarımıza saldırıyorlar.Konumuz DOSLUK olduğuna göre bu değerlendirmeyi OKUYANA bırakıyorum.
Bu insanların oy verdikleri parti; seçimlerde %80 oy almış olabilir seçimden öce mükemmel işler yapmış olabilir her şekilde iyi davranmış olabilirler, ancak iktidar olduktan sonra icraatlarında bir değişiklik varsa bu değişiklikle devleti temelinden sarsacak,kanun düzenlemeleri yapıyorsa,milletini azarlıyorsa,
devletini ve milletini yurt dışında karalıyorsa, askere,yüksek yargıya,eğitime, dil uzatıyor ve işlerini yavaşlatıyorsa,milli değerlere saygı göstermiyorsa,dünyada örnek olmuş rejimini zıttıyla değiştirmek(humeyni) istiyorsa anında tahtından indirilip cezalandırılması gerekmezmi? Üstelik yolsuzluklara bulaşmış durumuna rağmen hala el üstünde tutulması %47 lerin ne kadar cahil olduklarını göstermiyormu? İşte bunlarda akıl var MANTIK yok! söz türklüğe geldimi mangalda kül bırakmazlar!
VARMI, İTİRAZI, OLAN!!!
KÜLTÜR: İnsanı insan yapan bir yaşam tarzı: içersinde barındırdığı tüm, değerler bir insan, için olmazsa olmazdır. İntizamlı olmak, düzgün konuşmak, vatan ve namus , hak ve hukuk söz konusu olmadıkca kürtürlü insan, kesinlikle savaşmaz!!!
Kültürlü insanlar hata, yapmazmı insandır elbette yapar. Hataya neden olan kişi ve olayın oluşumuna bağlıdır. Mesela size bir örnek: inatlaşarak,sabrı taşırmak, haksız olduğu halde kendisini haklı göstermeye çalışmak, dalaverelerle karşı hatibi,toplumdan soğutmaya çalışmak, gibi hareketler; geçici bile olasa kültürü, bir an için rafa, kaldırılabiliyor!! Birde vatan ve namus işin içine karışırsa o, zaman kültürde ,anayasada, kanunlarda,zorunlu tatile girmek zorunda bırakılabiliyor. yani
 
Aug 14, 2008 12:25 AM
 
HAZIRLAYAN ---SALİH CENGİZ --T-
NEDEN??? İNSANLAR,BİRBİRLERİYLE ÇOĞU,ZAMAN DOST OLAMIYORLAR:
İnsanlar yaşadıkları sürece insan olma, özelliklerini taşıyan bazı değerlerin kıymetini iyi bilmelidirler. Nedir bu özellikler?Beden,Akıl,Mantık,Kültür.bu dört madde insan haytında çok önemli bir yer tutar. Bedeniniz,sağlamsa yürüyebiliyorsanız, konuşabiliyorsanız, ağrınız, sızınız yoksa sağlıklısınız demektir.
Düşünce sağlığı: Rabbimiz tarafından, düşünme olgusu,en yüksek seviyede insanlara verilmiştir. Ne yazıkki,bu önemli emaneti insanlar iyi değerlendirebiliyorlarmı?şimdi ona BİR bakalım.
Var, oluşumuzun nedenlerinden birisi olan,üzerinde yaşadığımız dünyaya bir bakalım.İnsanların hırsı yüzünden doğa katledilmekte,zehirli,gazlar yüzünden ozon tabakaı delinmekte dolayısıyla kuraklık baş göstermekte, ancak tüm uyarılara rağmen katliam devam etmektedir. Rabbimizin koruyun diye bizlere emanet ettiği bu cennet dünyayı katletmeye devam ediyoruz…
İnsanlar arasındakı dostluk karşılıklı sevgi,saygı,ve hoşgörö ile pekişir.Bunlar yoksa,yerini,nefret ve savaş alır.
MANTIK: İnsanların akıl yoluyla yaptıkları herşeyi eleştirerek sorgulayarak.son kararın verildiğini anlatır.Yani bir anlamda ANAYASA MAHKEMESİ işlevini yürüten bir olgudur.kısaca mantık yoluyla hareket eden insanlar toplumlar tarafından benimsenmiş takdir edilmişlerdir.bu insanlardan birtaneside G.M. K ATATÜRK’TÜR. DOST KAZANMANIN BİR YOLUDA MANTIKTAN GEÇER!!!VARMI ANLAMAYAN???
PEKİ DOSTLUĞU ENGELLEYEN SEBEBLER NELERDİR???
Şu anda gördüğüm kadarıyla dostluğa engel olan neden.GİZLİ DİN SAVAŞLARIDIR:
Hz. Musa ile Hz.İSA birleşip sevgili peygamberimiz Hz.Muhammede savaş açmış durumdalar. Gözümle gördüm buda, bir nevi dinler; arası üstünlük savaşıdır.halbuki kur’an tüm dünyadaki insanlara indirilmiştir.yani islam dini diğer dinlerden üstündür aksi olsaydı ilk gelen din günümüzde yaşanıyor olmazmıydı.bu konumda ikinci bir duruşta dini,insanların kendi çıkar amaçları doğrultusunda kullanma olayıdır. Konuyu dağıtmadan DİN,savaşlarının neden başladığını bir cümleyle özetlemek istiyorum… israil kur’anda adı geçen bedduaya dayanarak,hayatta kalma mücadelesi vermek adına bu DİN savaşlarını başlatmıştır. Maddi olarak o kadar zenginlemişlerki insanların ellerinden maddeyle dinlerini alacak kadar zenginler.Ama türk milletinin DİNİNİ Henüz almadılar şimdi TOPRAKLARINI alıyorlar sağ olsun başbakakan
 
Aug 10, 2008 2:34 PM
 
Mossad'ın tehdit olarak gördüğü yüzlerce Iraklı bilim adamını, işgalciABD kuvvetlerinin yardımı ile öldürdüğü ortaya çıktı.İsrail istihbarat örgütü Mossad'ın Irak'ta 350 Iraklı nükleer bilimadamı ve ayrıca 200′den fazla çeşitli sahalarda çalışan üniversiteprofesörünü öldürdüğü bildildi. Dar Babl adlı bir Arap yayın organının bildirdiğine göre, Mossad bucinayetleri Amerikan işgal kuvvetlerinin yardımı ile gerçekleştirdi.Habere göre, Mossad bu cinayetleri, ABD'nin bilim adamlarını kendisiiçin çalışmaya ikna çalışmalarında başarılı olamamasının ardındangerçekleştirdi. Arap yayın kuruluşuna göre, yaklaşık bin Iraklı bilim adamı hedefalındı. İsrail bu "vahşete", söz konusu bilim adamların hayattakalmalarının kendisi için bir tehdit oluşturacağını tahmin ettiği içinbaşvurdu. MOSSAD TİMLERİ 2003′TEN BİR GÖREV BAŞINDA Irak'ta Amerikan işgalinin başladığı Nisan 2003′ten beri Mossadsuikast timleri görev yapıyor. İşgal sonrasında, birçok Iraklı bilim adamına Amerikan araştırmamerkezlerinde çalışmaları teklif edildi. Bunların çoğu ise bu teklifireddetti. Ve Irak'ı terketmeye başladılar. Bunun üzerine Pentagon, bubilim adamlarından kurtulmanın en iyi yolunun onları ortadankaldırmakla mümkün olabileceğine karar verdi ve Mossad'ın 'ortadankaldıralım' teklifini kabul etti. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ABD Başkanı için hazırladığı bir raporagöre, Amerikan güvenlik servisi, bilim adamlarının tam biyografileriniİsrail'e temin etti. Ardından Mossad suikastlere başladı ve bugün dehala sürüyor. Dr. İsmail Celili, Madrid Uluslararası Konferansı'nda Iraklı bilimadamlarının Mossad tarafından öldürülmesi hakkında 23-24 Nisan 2006′dabir sunum gerçekleştirdi. İşte Dr. Celili'nin bu konferanstaki konuşmasından bazı bölümler: "Birçok suikast girişimi bilim adamı veya yakınlarının ölümü ileneticelendi. Suikast girişimleri devam ediyor. Tekrarlanan tehditlersonucunda insanlar Irak'tan ayrılmaya zorlanıyor. Bir çok ölüm tehdidikayıtlara geçmedi. 2006 Nisan'ının son haftasında Musul'da doktorlaraülkeyi terketmeleri tehditleri yaptıkları ortaya çıktı. Iraklı bilimadamlarına suikastler Irak'ta yeni bir olay. Nisan 2003′ten önceyoktu. Suikastler, kaçırmalar ve ölüm tehditleri akademisyen vedoktorları, Irak'tan ayrılmaya zorluyor. Öldürülenlerin büyük birçoğunluğu etnik olarak Arap
 
Aug 9, 2008 10:38 AM
 
ARADA BİR GAZA GELİYORUM”
gelme diyeceksiniz.
Gelmemek elde olsa!!
Adamı zıvanadan çıkartmak için can atıyorlar!!
Sanırım bazıları bu adamın hiç bilimsel Akademik.zart zurt,yazısı yok diyecekler veya diyorlar..
Neyi bilimsel yazacağız!
Atom’u yeniden mi keşfedeceğiz!!
Yoksa kalbin ve akciğerlerin fonksiyonlarından mı bahsedeceğiz veya beyinde ki hücrelerin ne b….ka yaradığından mı bahsedeceğiz?
Bu kadar açıkta olan bir şey için, ne bilimsel bir yazı yazmaya,nede bilim adamı olmaya gerek var ..
Sonra bilim adamıyım, diye çıkmış o kadar çok ahlaksız namussuz ve müfteri tanıdım’ki onlarla aynı kulvarda olmaktan kendi adıma esef ederdim.. iyi’ki, bilim adamı değilmişim bilimsel yazılar yazmamışım..
Sonra ne var bunda?
Düşündüklerimi veya gördüklerimi söylemeye benim hakkım yokmu??
Başka bir açıdan bakalım…
Anlaşmaya kon-sen-sus diyemem . Konuşma sen sus der gibi gelir bana.
Dolardan dövizden bahsederken parete, veya buna benzer şeyler söyleyemem. sizde zaten Türk milletinin anlamaması için söylüyorsunuz ya!!
Bu sayede melanetlerinizi saklamıyor musunuz ?
Başbakanda anlamıyor bu işlerden ama sizin rüzgârınızla savrulup duruyor şimdilik.
Arada bir karşılaştığı devlet adamlarının, oralarına buralarına el atmayı da ihmal etmiyor.
Oda işin kolayını böyle buldu.
Eh adına da vücut dili dediler, aslında o da tehlikeli vücut denen dil o kadar büyük’ki tam elini atarken nişan aldığı yerde bir dönme olursa, maazallah eline başka bir dilde gelebilir..
Ben iki satır yazı yazmışım ne olmuş yani, ne var bunda.
Bu Ülkede Çoban başbakanlık yapmadımı ?
Cumhurbaşkanlığı yapmadımı?
Hırsızlardan bakan, müsteşar olmadımı?
Çoban ressamın resimleri ülke dışında ün yapmadımı?
Kör ressam yokmu?
Kör avukat yokmu?
Geçenlerde kör bir kişinin tv ekranında resim yapmasını seyretmedik mi ?
Bende bir kaç satırlık, bir şey yazdım..
Hırsızlık yapmadım, vatanı satmadım, Üstelik onları deşifre etmek için çırpındım!
Vatan hainlerini, İhanet şebekelerini, Hırsızları, Namussuzları, Türk milletine tanıtmak için hala çırpınıyorum yetmezmi?
Diğerleri gibi Ülkeye kazık atmak için değil.
Kazık deyip kafaları karıştırma diyeceksiniz. Ne o sanırım uygun cümle bulamadım…
Kazık yerine kredi aldılar ama geri ödemediler, İhracat dediler ama hayali çıktı mı demeliydim.
Yoksa bizim maliye Bakanı da fiktif faturamı kullanmış demeliydim.
Diyelim de ben bile zor telaffuz ediyorum. S.Demirelin zavallı köylüsü nasıl anlasın…
Tayyib’in köylüsüne gelince onun ki muhteşem süleymanınkinden de kötü durumda can çekişiyor kendi adını bile unuttu.
Şimdilik kazığın hangi taraftan geleceğini kesitrmye çalışıyor.. Pancarları tarlalarında çürüyen köylü. sukkaranın adını ezberlemeye çalışıyor....
Hala ezberlemişte sayılmaz sukkara ile şakirayı karıştırdığıda oluyor..
Kazık meselesine açıklık getirelim de, milletimizin kafası karışmasın.
Farkındayım kıs kıs gülüyorsunuz !!!
Cüneyt, bu işler neden böyle teers gidiyor.Bu millete hala karıcak kafa kalmışmıdır..TEZ BİR ARAŞTIR..kimde kalmışsa kopartıver..
Buldum sayın Bey bakanım mehmet dalmaz diye birisi,ve kafasının kopartılması talimatı yerine ulaştı..müsterih olunuz oymuş kafaları karıştıran..
Aman Cüneyt gözünü dört aç. Elini çabuk tut. Ülkede karışacak kafa bırakma..
Emredersin Sayın Bey bakanım. der ve ilk icraat Kadıköy savcılığına temizeller sitesinin sahibi mehmet Dalmazın hakkında şikayetçi olmuşlar
 
Aug 8, 2008 12:22 PM
 
Siyonistlerin gözleri hep ilerdedir. Irkçı bir anlayışa sahip olduklarından kendi ırkdaşları dışında kimseye acımazlar. Dolayısıyla onlar için amaca götüren her yol meşrudur. Bu itibarla onların asıl amaçları 100 yıl önce hayalini kurdukları coğrafi yönden “Büyük İsrail” projesini gerçekleştirmektir. Ekonomik güç onlar için asıl amaca götürmesi umulan bir araçtır ve “Ekonomik Yönden Büyük İsrail” emelinin gerçekleştirilmesi de yukarıda da söylediğimiz gibi sadece bir merhaledir.

Bu açıdan baktığımızda siyonizmin hâlâ başta Türkiye dahil Yakın Doğu ülkeleri olmak üzere bütün insanlık için ciddi bir tehdit unsuru olmaya devam ettiğini görürüz. İnsanlık siyonizm canavarından kurtulmadan huzura kavuşamaz. Bu canavarın ne kadar tehlikeli olduğunu anlamak için özellikle siyonizmin ideolojik kisveye büründüğü 1897’den buyana yaşanan olayları çok iyi irdelememiz gerekiyor.
Büyük İsrail” ideali Türkiye topraklarının da bir bölümünü tehdit ediyor. Siyonistlerin özellikle GAP bölgesine yakın ilgi göstermeleri, Fırat kıyısında ayin yapmaya varıncaya kadar işi ileri götürmeleri boşuna değil elbette. Bundan birkaç yıl önce askeri istihbarat raporlarında siyonizmin Türkiye’yi tehdit eden tehlikeli ideolojik akımlardan biri olduğu dile getiriliyordu. Ama şimdi siyonizme kapıların sonuna kadar açılması için yoğun bir çaba harcanıyor.

Hiç kimse göstermelik “barış” masalından sonra siyonizm tehlikesinin ortadan kalktığını sanmasın. Siyonistler Amerikan desteğiyle bölgede ciddi bir tehdit unsuru olmaya çalışıyorlar. Siyonizm tehlikesi gittikçe yayılıyor. Akıllarını kullananlar lütfen, siyonistlerin Filistin topraklarını nasıl işgal ettiklerini, bu topraklarda belli bir güç elde ettikten sonra neler yaptıklarını dikkatlice incelesinler. Sonra da o zaman izledikleri politikayla bugün izledikleri politika arasında bir karşılaştırma yapsınlar. O zaman siyonizm tehlikesinin ciddiyet ve ehemmiyetini daha iyi anlayacaklardır..
 
Aug 7, 2008 10:59 PM
 
Thank you




 
Aug 6, 2008 10:37 PM
 
Yeni rektörler


ÜNİVERSİTELER her ülkede önemli, ama bizde galiba ötekilerden de önemlidir.

Çünkü bizdeki üniversitelerin görevi, başka pek çok ülke gibi mevcut anayasal rejim içinde ülkeyi daha iyi günlere götürecek gençler yetiştirmekten ibaret değildir.

Bizde üniversitelerin ek -hatta temel- bir görevi daha var:

"Anayasal rejimi koruyacak gençler yetiştirmek."

Yıllardır o yüzden "üniversite rektörü kim olacak?" sorusu büyük bir ilgi çekiyor. Çünkü üniversite rektörleri, yürürlükteki 2547 sayılı yasanın verdiği geniş yetki nedeniyle üniversitenin kimliğini tersyüz edebiliyor:

Daha önce Van’daki "Yüzüncü Yıl", Urfa’daki "Harran", Elazığ’daki "Fırat", Erzurum’daki "Atatürk", Sakarya’daki "Sakarya", Isparta’daki "Süleyman Demirel" üniversitelerinde görüldüğü gibi "laik Cumhuriyet karşıtı öğretim üyelerinin yuvalanıp örgütlenmiş şekilde tüm üniversiteyi ele geçirme" planlarını uyguladıkları birer platforma dönüşebiliyor.

Geriye doğru bakınca Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı ve Süleyman Demirel’in son başbakanlığı dönemlerinde üniversitelerin bu açıdan büyük yara aldığı bir gerçektir.

Neyse ki Süleyman Demirel’in ve Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığı dönemlerinde göreve getirilen rektörlerin, YÖK yasasının 4’üncü maddesinin emrettiği şekilde "Atatürk inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı gençler yetiştireceği" belli öğretim üyeleri arasından seçilmesine özen gösterildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün rektör atama yetkisini nasıl kullanacağı o nedenle merakla beklenmekteydi.

Belirtelim ki Sayın Gül bu açıdan iyi bir puan alamadı. Nitekim Gül’ün tayinleri İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 11’i profesör olmak üzere 12; Gazi Üniversitesi’nde 3 ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 1 öğretim üyesinin protesto amacıyla istifa etmelerine yol açtı.

Nitekim ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın, örneğin Sivas’taki Cumhuriyet Üniversitesi’nin Rektörü iken tekrar aday olarak meslektaşlarından en yüksek oyu alan Prof. Dr. Mehmet Bakır’ı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eski müsteşarının "intihal" yaptığına ilişkin iddiaları soruşturduğu için; Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ı "türban" konusundaki kararlı tutum ve beyanları nedeniyle rektörlüğe tayin etmediği anlaşılmaktadır.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde en çok oy alan ve Atatürkçü kimliğiyle Prof. Dr. Murat Aydın’ın değil de daha önce Refah Partisi’nden, son seçimde de Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili olmaya soyunan Prof. Dr. Hüseyin Akan’ı; Dokuz Eylül Üniversitesi’nde hem arkadaşlarından en fazla oy alan hem de Çankaya Köşkü’ne YÖK tarafından sunulan listedeki birinci isim olan Prof. Dr. Sedef Gidener’i değil de -eski Rektör Emin Alıcı’nın verdiği bilgiye göre- "kardeşinin AKP ilçe başkanı olması"ndan başka bir özelliği bulunmayan Prof. Dr. Mehmet Füzün’ü; Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne "yakın" olduğu ileri sürülen Prof. Dr. İsmail Yüksek’i rektör tayin etmesi Cumhurbaşkanı’nın puanını düşüren örneklerdir.

Daha önce de yazdık. Cumhurbaşkanı ettiği yeminle bağlıdır. Ama bu sözde değil, özde bağlılık olursa anlam ifade eder.
 
Aug 6, 2008 3:13 AM
 
Uyduruk Bir ErgenekoMesela...

Tutturmuşlar...

"Türkiye’yi ziyaret edecek olan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Anıtkabir’e çıkmalıdır" diye...

Ha bire bunu yazıp duruyorlar...

* * *

Buradan bu yazar arkadaşlara şöyle seslenmek isterim:

Yahu arkadaşlar, Ahmedinejad denilen adam, Atatürk’ün Türkiye’ye kazandırdıklarına karşı bir adam değil mi?

Atatürk, Türkiye için ne yaptıysa, tam tersinin ülkesinde hákim olması için çabalamıyor mu?

Öyleyse ne diye zavallı adamı, riyakárca bir eylemin içine sokmaya çalışıyorsunuz ki?

Hadi diyelim, talebiniz kabul edildi...

Ve Ahmedinejad, "Sizi mi kıracağım" diyerek, gönülsüz bir şekilde olsa da Anıtkabir’e çıktı...

Ne olacak?

O zaman da adamın saygısının ne denli içtenliksiz olduğunu yazıp çizmeyecek misiniz?

Ya da "Doğru yolu buldun... Bırak Humeyni’yi, Atatürk’ü örnek al" falan diye sözüm ona kafa bulup laf sokmayacak mısınız?

Hadi hepsini bir tarafa bıraktık...

Ne yazacak adam Anıtkabir Özel Defteri’ne?

"Sizin fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade etmeniz için canımı bile veririm" diye mi yazacak?

Ya da...

"Ulu önder Atatürk... Açtığın yoldan, gösterdiğin ülküden gitmeyi pek düşünmüyoruz ama sana da saygı duyuyoruz" tarzında saçma sapan cümleler mi karalayacak?

Bence bu tür izin dilekçesi mahiyetinde, "bulanık kafa yazıları" kaleme almaktansa...

Artık mavi yolculuk mu olur, Alaçatı mı olur, Berlin mi olur...

İddianamedeki en geyik belge

"ERGENEKON İddianamesi Geyikleri" başlıklı bir kitap yazılsa...

Hiç kuşkunuz olmasın...

Acayip oylumlu, çok eğlenceli müthiş bir kitap çıkar ortaya...

Kitabın en matrak bölümü ise, Ergenekon tutuklusu Fikri Albay’ın evinde bulunan bir belgenin yer aldığı bölüm olur...

Fikri Albay’ın evinde ne türden bir belge mi bulunmuş?

Cevap veriyorum:

Yaşar Büyükanıt Paşa ile Başbakan Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen gizli bir görüşmenin tutanakları...

Belgeye göre...

"Gizli görüşme" aşağı yukarı şöyle bir havada cereyan etmiş:

YAŞAR PAŞA: Sayın Başbakan! Sizi hangi yabancı güçlerin buralara getirdiğini biliyoruz... Memleketi satmaya çalıştığınızın da farkındayız... Ama şunu bilin ki: Bizi satın alamayacaksınız...

TAYYİP ERDOĞAN: (Kara Murat’a ayar veren Bizans Tekfuru’nun küstah adamı edasıyla) Ha! Ha! Ha! Daha fazla direnme Yaşar Paşa! Artık bu memleket bizden sorulur... Her yeri ele geçirdik... Bir tek siz kaldınız... Gideceğin başka bir yer yok... Sen de bize katıl...

YAŞAR PAŞA: Asla ve kata... Tek kişi kalsam bile sizin saflarınıza geçmem...

TAYYİP ERDOĞAN: İnat etme Yaşar Paşa...

YAŞAR PAŞA: Burada daha fazla duramam...

TAYYİP ERDOĞAN: Hata yapıyorsun Paşa... Pişman olacaksın...

Görüldüğü gibi...

Yaşar Paşa "Fatih’in fedaisi Kara Murat" rolünde... Tayyip Erdoğan ise "Bizans Tekfuru’nun Osmanlı’daki adamı" rolünde...

* * *

Çok değil birazcık akıl, izan ve irfan süzgecinden geçirildiğinde...

Fikri Albay’ın evinde ele geçirilen bu belgeye yapılacak tek bir hareket var:

Buruşturup çöp sepetine fırlatmak...

Ancak...

Sevgili kahraman savcımız Zekeriya Öz, "Tamek’se koy sepete" yöntemine gösterdiği sadakatten milim taviz vermediği için...

Bu gerzek metni, "Ergenekon İddianamesi"nin "Ekler" bölümüne büyük bir titizlik ve özenle yerleştirmiş...

Peki bu durumda kafa bulmazsın da ne yaparsın?

Gerçi "Ergenekon İddianamesi"ne vahiy muamelesi çeken bazı demokrat kalemlerimiz, "Sulandırma arkadaşım sulandırma" diyerek meselenin ciddiyetine dikkat çekebilirler...

Onlar için hazırladığım, "Ben ne yapayım birader? Malzeme sulu" şeklinde bir yanıt, çıkınımda saklıdır...
n Safsatası:
 
Aug 4, 2008 6:40 AM
BoZoK says:
 
http://www.slide.com/r/gHQCOc9R6T-UgpL-lADfU7qcePv5BcMC?previous_view=lt_embedded_ur
 
Aug 3, 2008 3:48 PM
 
Cumhur soruyor: 100 milyon dolar rüşveti kim aldı?

*

Ankara'daki çantacı bulunamadı

Necati Doğru

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ankaradaki_cantaci_bulunamadi_191955_4&tarih=03.08.2008&Newsid=191955&Categoryid=4&wid=108

Bulmak isteyen olsaydı bulunurdu. Milliyet Gazetesi'nden arkadaşım Metin Münir de "Ankara'daki çantacı niye yakalanmadı?" diye soran, sorgulayan ve yakalanmasını isteyen yazılar yazıyor.
Ben de yazmıştım.
2 ay geçti.
Ankara'daki tanıdık çantacı bulunamadı. Dağ değişir, taş değişir, zaman akar, devir değişir "çantacılar" değişmez. İktidar değişir, başbakan değişir, bakan değişir fakat "rüşvetle iş yaptırmak, mal satmak, devletin kasasına el sokup haksız servetler almak" değişmez.
Değişmiyor.
Yenileri ekleniyor.
İki ay önce Ankara'da bir bakanın, belki de iki bakanın, Siemens'in çantacısı, rüşvetçisi ve komisyoncusu olduğu iddia edilen Tonio Arcaini adlı biriyle yemek yediği ortaya çıkmıştı. Bizim Bakan ile Tonio oturmuşlar yemeğe...
Yemişler...
Yemek bitmiş.
Tatlılardan ne var?
Tatlı tatlı "pazarlığı" konuşmuşlar. Gör beni göreyim seni... Ankara'da iktidar değişti, "Hortumları keseceğiz" diyen iddialı bir yeni iktidar geldi fakat devletin kaynağına hortum döşemenin alt yapısı sayılan "Gör beni... Göreyim seni..." yemekleri değişmedi. Siemens'in çantacısı, komisyoncusu, rüşvetçisi Ankara'da yine bir bakanla yemek yedi.
Kim bu bakan?

ABD gazetesi yazıyor.
Alman gazetesi de yazıyor.
Türkiye'de VATAN yazıyor.
VATAN'da ben yazıyorum.
Şimdi de Milliyet'te Metin Münir yazıyor. Siemens adlı Alman çokuluslu dev küresel şirketi 20 ayrı ülkeye kendi malını satmak, rakiplerinin önüne geçmek için 20 kollu bir ahtapot olmuş. Her kol "rüşvet pençesini" bir ülkeye geçirmiş ve pençe geçirilmiş ülkelerden biri de Türkiye...
Dağıtılan rüşvet:
1.2 milyar dolar.
Türkiye'de verilen:
100 milyon dolar.
Alman adaleti, 20 kollu ahtapotun pençe atmak için dağıttığı 1.2 milyar dolar "rüşvetin" peşine düştü. Alman polisi, savcısı, 160 yıllık Almanya merkezli dünya devi Siemens'in bürolarını basmaya başladı. Siemens'in üst yönetiminde bulunmuş (CEO) Klaus Kleinfeld, efsaneydi. Üç yılda Siemens'in hisse değerini 3 misli artırmıştı.
Şirketten atıldı.
Siemens'i 10 yıl yönetmiş bir başka efsane, Hendrick von Pierer adlı yönetici de atıldı. Siemens'in 3 numaralı adamı da içeri girdi.

Bizdeki kim?
Kimler?
Kaç kişiler?
Aralarında bakan var mı?
Varsa hangi bakan?
Ahtapotun Türkiye'yi saran kolunu kim ameliyata alıp sorgulayıp soruşturarak üzerine gidecek? 3 ay geçti çantacı bulunamadı.

Küresel ekonominin devleri 200 yıldır Türkiye'yi soyuyor. Bir yandan borç verip yüksek faizle soyuyorlar. Bir yandan makine, enerji santrali, yüksek gerilim-alçak gerilim elektrik sistemleri, aydınlatma, topraklama, kontrol kumanda, ankesörlü telefon sistemlerini çok pahalıya satarak soyuyorlar. Soygunun gerçekleşmesi için de çantalarıyla, komisyonlarıyla, rüşvetleriyle gelip burada kendilerine "yerli işbirlikçi" buluyorlar.
Dağ değişir.
Taş değişir.
Zaman akar.
Devir değişir.
İktidar değişir.
Başbakan değişir.
Bakan değişir.
Ahtapotun kolu değişmez. Kim yedi yemeği? Kim bu bakan?
 
Aug 3, 2008 3:37 PM
 
KERI<ã i="I">< İl Meclisi'nin, kentin Kürt bölgesine bağlanması kararı almasından sonra yerel Kürt televizyonlarında, "AKP Hükümeti'nin bu karara tam destek verdiğine" dair iddialar Türkmenleri kızdırdı. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, Kerkük'teki gelişmelerin tehlikeli boyuta ulaşmaya başladığını dikkat çekerek, Hürriyet'e şunları anlattı:
"Yerel Kürt televizyonları son derece asılsız ve çirkin bir propaganda başlattı. Bu yayınlarda, 'AKP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmazsa bize Kerkük'ün Kürt bölgesine bağlanacağı sözünü vermişti.
AKP kapatılmadığına göre, Türk Hükümeti'nin şimdi bu sözü ne zaman yerine getireceği merak ediliyor' yorumIarı yapılıyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın bu iddiaların gerçekle ilgisi olmadığını açıklamasına rağmen bu yayınlar aralıksız devam ediyor." Muratlı, Kerkük konusunun sadece Irak'ı değil, bölgeyi ve Irak'ın komşularını da yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, şöyle devam etti: "Kerkük sorunu, böyle oldu bittiyle çözülemez. Aksine bölgede gerginliği daha da artırır. Bunun içın çok dikkat etmek gerekir. Irak Ulusal Meclisi'nin bu tehlikeyi görüp, Kerkük İl Meclisi'nin kararını ciddiye almayacağını umuyoruz. Türkmenler olarak Kerkük'te, Arap ve Kürt kardeşlerimizle birlikte yaşamak istiyoruz. Tek bir Irak'ın vatandaşları olarak, ülkemizin her yerinde rahatça dolaşmak, çalışmak, ülkemizin doğal zenginliklerini eşitçe paylaşıp, huzur ve refah içinde yaşamayı arzuluyoruz. Hoşgörü, Irak'ı oluşturan tüm unsurlar için çok büyük önem taşıyor." Dışişleri Bakanlığı, Kerkük İl Meclisi'nin aldığı karardan sonra şu açıklamayı yapmıştı: "Irak'ta bazı yerel ve bölgesel TV kanallarından yapılan yayınlarda bu girişime Türkiye'nin itirazı olmadığına dair iddialar da yayımlanmaktadır. Türkiye her zaman Irak halkını oluşturan tüm toplum kesimlerinin ahenk içinde birlikte yaşamalarını sağlayacak siyasi uzlaşı çözümlerini desteklemiştir. Kerkük'ün de tüm kesimlerinin Irak'ın bütünlüğü içinde adil ve dengeli bir şekilde temsil edildiği özel bir statüyle yönetilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu politikamızda herhangi bir değişiklik yoktur ve olması da söz konusu değildir."



Select Language